27 May 2010

‘DUMANIN AĞIRLIĞINI’ ÖLÇER GİBİ

  • Çocuk ve iletişim, çocuklarla sağlıklı iletişim keşke erişkinle iletişimin temeli olabilseydi. E.fromm’un “Sevme Sanatı”nda olduğu gibi.İnsanla iletişim ise ana karnında başlıyor artık.Öylesine etkili bir yöntem ki devlet politikalarına yön veriyor.

    Ergenlik neredeyse 25 yaşlara kadar sürüyor ve üstelik bu durum kültür ve iklim farklarına bağlı olarak değişebilir…

    Ergenlik öncesi püberte kızlarda 11 – 13 yaşlarında , erkeklerde 12- 14 yaşlarında “negatif tavırlarla”, ilk adölesan 16 -17 yaşlarından 21’lere kadar “acemilikle” ve son adölesan dönemi de 21 yaşlarına kadar” bir gösteri dönemi “olarak kendini belli eder ve beynin bütün fonksiyonları 25 yaşına kadar tamamlanır…

    Bu bio-psiko-sosyal sürecin her devresinde, çocuğun ortalama olarak başarması gereken seviyeler vardır. İşte bu seviyelere ulaşıp ulaşamadığı – sürecin gidişatı gözlemlenecektir. O halde bebekle iletişimin yoğunluğu ve süresi gelişmenin dönüm noktalarına göre değişmelidir. Çocuğa uygun olan iletişimi, bilgiyle bilerek ve zevkle göze almalıyız ki, gelişimin getirdiği değişim dalgalarıyla “Yükselen Bir Atın Sırtından İnip, Alçalan Bir Ata” binebilelim. İşte iletişim…

    Çocuk ve ergenle iletişim , psikolojinin bütün kapsamı içindedir. Ancak, çocuk psikolojisi olgunlaşmaya doğru bir süreçtir ve yollarında olgunluk krizleri, özdeşleşme süreçleri de vardır.

    Ergenler sürekli bir yeniden düzenleme içinde olan, dürtüsel bir işleyiş gösterirler. Başka düzeylerde bağların çözülmesine karşılık, yeni dürtüsel bağlar oluşturmaları gerekir. Saldırganla özdeşleşerek, hem ondan korkmaktan kurtulup, hem de o kadar güçlü olmak gibi. 15-18 en kritik yaştır.

    Görsel ve yazılı iletişim araçlarının çocuk ve gençlere zarar vermediğini düşünüyorum ben. - sürekli zararlı olduğu söylenip duruyor. Zira bu araçlarla gencin – çocuğun arasına girer siz kendiniz filtre olursunuz. Onlarla iyi ve güzeli ve çirkini tartışarak onlara saygı göstererek.

    Şu sokağa kaçan çocuklarımız da evden çıkmakla gayet sağlıklı davranıyorlar. Sokakları temizleyelim. Asıl tehlikeli olan tepki vermeyen genç ya da çocuktur. Klinikte bu tepkisiz çocukların nihai hallerini görüyoruz maalesef.

    Çocuklarımızla ne çok önden giderek, aceleyle (biz öyle istediğimiz için) onlara yük yüklemek, ne de süreçte – çocuğu gözden kaçırıp geriden giderek, bebekçe iletişim, iletişim değildir.

    Otobüste karşımda annesi kucağındaki bir çocuk onun her dediğine aksi cevaplar veren bir tavır içindeydi. Dikkatimi çekti, ona usulca ve bilerek “ Ama sen çok güzel bir çocuksun” dedim. Bir denemeydi bu ; zaten cevabı: “ Hayır sen çok güzelsin işte ” oldu.

    Sordum, çocuk üç yaşındaydı, cinsel kimliğinin farkındalığıyla negatif davranışlara tutunuyordu büyüyebilmek için.

    Soyut düşüncenin henüz gelişmediği başka bir küçük kız hikayesi de şöyle : babamın ne iş yaptığı sorulmuştu, “soba yakıyor” demiştim. Evimizin sobasını o yakardı.

    Oldukça zor olan dönemler genelde bilinenin aksine, ergenlik değil, ergenlik öncesi 11-13, 13-15 yaşlar arasıdır; gençler hayaller ve hüzünler ve felsefi düşüncelerle her durumda risk alırlar. Yorgunluk ve kırılganlıklar, organize oyunlarla çok hoşturlar –eğer geçirdikleri dönem hakkında bilgimiz ve saygımız varsa elbet.

    Sanki ruhları hızlı fizik gelişimlerinin ardından sürüklenir. Bu dönemde mesela, belli etmeden geriden takip edip gözlersek, sırlarını ve özellerini gerek gördüğünde size danışmasına şans vermiş oluruz her iki tarafa da. Saygılı ve ilgili iletişim yolunu böyle bulabiliriz.

    Çocuk oyunları ve el yazıları da ayrıca değerli birer iletişim araçlarıdır. Üç yaşlarında elinde ki kalemle yaptığı karalamalar, bağımsız – kendiliğinden olan , kendi hareketlerinden zevk aldığı bir dönemi işaret eder.

    Bu karalamaların kalitesi ( grafolojik anlamda) eğer biz serbest bırakırsak, ileriki el yazısı yani kişilik özelliklerini ifade ediyordur.

    “Oyunlarında çocuk sanki espriler temelinde bir hareket ve bilinç dışına bir dalışta bulunur “– Freud. Çocuk oyunundaki dürtüsel doyumlar gerçek dünyanın maddi nesnelerine yaslanmadır. Böylece düşlerin yaratılmasını – hayali masallar, gündüz düşleri gibi – gerçekleştirme ihtiyacını hisseder. (Tiyatro oyunundaki gibi ).

    Oyun böylece ,kendi ruhsallığı içinde bir tehlike oluşturmaz. Zihin tasarımları ve dürtü doyumları, oyun oynama eylemi ile canlandırılır, diğerleriyle iletişime geçer ve gerçeklik üstünde egemen olmanın güvenini kazanır.

    Oyundan tasarımlaştırmaya geçer. “ Oyun, iletişim için destek sağlar “ -Freud . daha sonraları da psikodrama , iletişimin kapılarını açar bize. Bilgelik ve saygı ve ustalık ister iletişim, iletişim böyle kurulabilir ancak.

    Çocukla iletişimin ne kadar yeterli olduğunu, ondan aldığımız geri bildirimleri dikkat ve sükunetle gözleyerek sağlamasını yapalım. Ancak, “ Dumanın ağırlığını “ ölçer gibi hafif – titiz ve saygılı iletişim eylemleriyle ona usulca sokularak, yaklaşarak.

    İletişim yollarından biri de onları el yazılarıyla takip edebilmemizdir. Bir iletişim aracı olan el yazısı bir grafik tasarımdır. El yazıları tetkiki son derece vasıtasız ve yalın – doğal araştırma metodudur. İşte sizlere göstermek istediğim bir grafik iletişim ürünü olan 17 yaşlarındaki bir çocuğun el yazısı. Araba hırsızı olduğu düşünülen bu çocuk şartlı serbest bırakıldığında tekrar suç işleyip tutuklanmış.

    Çemberdeki grafikte, içe dönük ve dürtüsel alanın ve sezgisel alanın yoğun olduğu görülüyor. Onları hassasiyetle anlayabilmeyiz, dumanın ağırlığını ölçer gibi…

    Bu örnekle yazımı tamamlıyorum şimdilik… Saygıyla.







Hiç yorum yok: