16 Tem 2008

Artimento Dergisi - Obsesif Kompulsif Bozukluk

  • İnsanın ta kendisi olan onun stili, kompleks ve tümüyle onun olan bir ifade davranışı semasıdır. Chopin'in kom­pozisyonlarını, Aytaç'ın heykellerini, Dali' nin resimlerini hep stilinden fark ederiz. İste el yazısı da Allport' un deyi­miyle 'kişiyi algılamak için zengin hır kaynak olan ifade davranışlarından biridir, bir motor-ekspresif harekettir.



    Klinikte el yazılarını, diğer projektif testlerle birlikte, tanıya yardımcı olarak kullanıyorum. Ancak bu araştırma­ya hastaları görmeden, yani tam tersinden başladım. Bu tanıyla yatırılan hastaların el yazılarına baktım. Az sayıda görmüş olduğum obsesif kompulsif bozukluk bana tam tersi derecede iyi bir süpervizyon verecekti. Söyle ki, bu yazılara sadece baktım, neyi görmem gerektiğini bilmeden. Ancak iyi bildiğim, üzerinde inana­rak durduğum psikografolojik zemindi. OKB' nin işte bu topraktaki iz düşümünü (projeksiyonunu) incele­yerek bakalım nerelere varacaktım. Tedirgin, heyecanlı ama çok zevkli bir yolculuğa başladım. size anlata­yım.
    El yazısı özelliklerini belirleyen grafik işaretleri, Roman Staempli Psikogramı' nda, yazının hareketi, formu ve düzenlenmesi ana başlıkları altındaki sayılarca çok kriterle inceledim. Sonra yazılardaki sadece ortak olan bulguları, bahsettiğim skala üzerinde bir ile beş arası bir ölçekle işaretleyerek, hiyerarşik bir sıralama izleni­mi veren bu düzenden çıkararak, alan sembolizmini gerçekleştirebilen bir çemberin içine yerleştirdim bu or­tak bulguları. Bu çemberde ortaya çıkan profil (OKB el yazılarından alınan bulguların arkasındaki) hastalığın özelliklerini anlatmalıdır. Tabii ki OKB tanısı dışındaki diğer el yazılarında bu semptomlara çok daha az rastlanıyor veya anlamsız derecede rastlanıyorsa.


    Grafik göstergelerin, çemberdeki profili nasıl biçimlendirdiğini görelim:

    Bir ile beş arasındaki bu değer biçme, ya ölçülerek yapılır yada nicelik (göstergenin belirginliği) veya tekrarla­ma sıklığının değerlendirilmesiyle. Yorum getiren sonuçtan bağımsız, objektif olarak.

    Kağıtların genel izleniminde, bazılarındaki düzenli sol marjlara rağmen, alanın-kağıdın karışık ve düzensiz olu­şu dikkat çekiyor. Satır çizgilerinde sıklıkla sapmalar var. Formların meydana getirilişleri esnek değil. Ka­lem darbelerindeki kırılmalar ve genişlemeler, formun bağlı olduğu bütünü bozuyor. Yazının kağıda yayılmasında inatçı bir rijidite var,
    şöyle ki; dikey ve yatay kalem darbeleri, sıklıkla birbirini engeller tarzda ve geri dönüp çizginin üstünden tekrar çizme eğilimi esnekliği engelleyerek yazı hızını sanki donduruyor.

    Kalemi oldukça bastırıyorlar (tansiyon) ancak monoton bir gerginlik var yazılarda.
    Kağıdın beyaz kısmı daha az görünüyor (psişik enerjiyi kuvvetle boşaltıyor kağıda). Harflerin yukarı bölgeleri, kas gerginliği sebebiyle, genellikle daha uzun. Aşağı bölge ilmekleri açık veya yok gibi kısa. Bunlar bir grup kasın (fleksör) gerilmesiyle, bir başka grup açıcı kasın parmakları gevşeterek hareketi yukarı çekmesiyle olu­şurken, fleksörün hareketi hoş duygulara eşlik eder, ekstensörlerinki, daha bir zorlama olarak hissedilir. Kontrol, ket vurma veya yetersizlik gibi. Bu durum performans halinde, harf ilmeklerinin uzunluğunu ve formunu etkiler, organisitede olduğu gibi.

    Yazının anlamlı bir kısmında organisite izlenimi görülüyor.
    Elimdeki yazılarda bağlantı formları kullanılmamış olduğundan (kitap harfi), bu kriter değerlendirilmiyor. Hareket neredeyse durağan ve tabi ki ritim neredeyse yok. Harflerin orta bölgelerinde (aktüel alan) düzensizlik görülüyor; tamamlanmayan formlar, satıra yerleştirme bozukluğu, hareketsizlik ve yön değişmeleri gibi. Bu bölge, egonun kendini ifadesi ve sosyal ilişkiler yoluyla bilinçli bir uyuma ait olan alandır. Harflerin alt uzantıları, tamamlanmamışlık veya orta bölgelere ters yönde vurgular. Bu alan biyolojik zorunlulukların daha bilinçli olduğu, derinlik denebilen kısımdır. Sanki ihmal ediliyor ve enerjisi, kalemin kağıda fazla bastırılışıyla gerçekleştiriliyor (basınç yazı karakterinin derinliğidir).

    Yazılar sola eğime daha yatkın (sağa eğim görülmüyor), çevre ile ilişkilerindeki israrlı vaziyet alışlar.

    Bütün bu bulgularıyla, oldukça regrese yazılar bunlar. Hatta bu hastaların organisite yönünden de incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.
    Sonuçta bu yazı özellikleri beni, onlarca olgu görülerek belirlenmiş olan obsesif kompulsif bozukluk semptomlarına götürüyor ve bu semptomları artık tanıyorum.

    Psk. Dr. Nursu MARMARA
    Artimento 2000
    Sayı: 4

Hiç yorum yok: